Happiness in the cup.
Üçüncü nesil kahveciliğin özünde şeffaflık, kalite ve deneyim yatıyor. Drinkee, kahve çekirdeklerini dünyanın farklı bölgelerindeki seçkin çiftliklerden tedarik ediyor. Kenya’nın meyvemsi asiditesi yüksek çekirdeklerinden, Guatemala’nın dengeli tat profiline, Brezilya’nın çikolata notaları taşıyan kahvelerine kadar geniş bir yelpazeyi misafirlerine sunuyor. Her çekirdek, üretim sürecinden kavrulmasına kadar titizlikle izleniyor; böylece kahvenin hikâyesi, fincana ulaşana dek korunmuş oluyor.
Drinkee’de kahve, yalnızca içilecek bir içecek değil, bir deneyim olarak tasarlanıyor.
Üçüncü nesil demleme yöntemleri arasında yer alan V60, Chemex, Syphon, Aeropress gibi manuel demleme ekipmanları, kahvenin farklı aroma katmanlarını açığa çıkarmak için ustalıkla kullanılıyor. Baristalar, misafirlerine yalnızca kahve hazırlamakla kalmıyor; aynı zamanda kahveye dair bilgi paylaşıyor, damak zevkine uygun seçimler yapabilmeleri için rehberlik ediyor. Böylece kahve, kişisel bir yolculuğa dönüşüyor.
Drinkee’nin mekân tasarımı da üçüncü nesil kahve kültürünü destekler nitelikte.
Sade, doğal malzemelerin kullanıldığı iç mekân, sıcak bir atmosfer yaratırken, minimal dokunuşlar kahveye odaklanmayı kolaylaştırıyor. Burada gürültüden uzak, dingin bir ortamda kahvenizi yudumlarken aynı zamanda çalışabilir, kitap okuyabilir ya da dostlarınızla keyifli sohbetler edebilirsiniz.
Drinkee, yalnızca kahve servisi yapmakla kalmıyor; aynı zamanda kahve kültürünü yaymayı da misyon ediniyor. Zaman zaman düzenlenen atölyeler ve tadım etkinlikleri, kahve severlere farklı coğrafyaların kahvelerini tanıma, doğru demleme yöntemlerini öğrenme ve kahveye dair yeni bilgiler edinme fırsatı sunuyor. Bu sayede misafirler, kahveyi yalnızca tüketen değil, kahve kültürünün bir parçası olan bireylere dönüşüyor.
Drinkee’nin menüsünde yalnızca kahve değil, kahveyle uyumlu tatlılar ve atıştırmalıklar da yer alıyor.
Drinkee’nin farkı, aslında basit ama güçlü bir felsefede gizli: “Kahveyi değerli kılan, onun ardındaki emeği, yolculuğu ve hikâyeyi hissettirebilmek.” Burada içtiğiniz her fincan kahve, sadece aromasıyla değil, ardındaki emeğiyle de sizi etkiliyor.